Koreografi konusunda ülkemizde özellikle son yıllarda Galatasaray ve Fenerbahçe tribünleri arasında müthiş bir rekabet var.
Elbette koreografi denildi mi akla A.C. Milan'ın ünlü FDL tribünü gelir...
Yeryüzünde koreografi konusunda bir çok kişinin ortak fikri , bu konuda en iyi FDL'dir görüşüdür tartışmasız.
Ancak Kuzey Afrika tribünleri gözlerden ırak bu işi FDL'den bile daha yapıyor dersek sanırım yanılmayız...
Fas'ın en önemli derbilerinden olan Wydad ve Raja takımlarının ultralarının yarı yarıya yerleştikleri tribünlerde yaptıkları muhteşem koreografi potborisi için tıklayınız;
Sadece Fas'ta değil, Mısır, Cezayir ve Tunus gibi diğer Kuzey Afrika ülkelerinin tribünlerinde de harika koreografiler sunulmakta...
Tribün kültürünün varlığından dahi bihaber olduğumuz diyarlarda böylesi tribün şovlarını görebilmek hem kıskandırıyor hem de imrendiriyor, biraz da -hatta baya- hoşumuza da gidiyor doğrusu...
24 Mart 2012 Cumartesi
22 Mart 2012 Perşembe
Futbolun Çılgınları -1-
Jose Rene Higuita Zapata...
Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en çılgın adamı!
Sadece bir kaleci değil, futbol denen şovun en büyük kahramanlarındandı Rene... O'nun için kalecilik mesleği sıkıcı kalecilik jargonunun çok dışındaydı.O sadece kalecilik yapmak için, rakip forvetlerin gol vuruşlarını savunma çabasında bulunup, kendi savunmasıyla uyum içinde olabilme dürtüsüyle mesleğini icra edecek kadar futbolu basit bir oyun olarak görebilmiş bir karakter değildi..!
Rene için futbol heyecandı...
Oyunun sıradanlığı içinde ayaklarına gelen topla minik şovlar yapıp futbola heyecan katmak onun işiydi ;
Sıkıcı futbola meydan okuyan bir çılgından bahsediyoruz!
Bu çılgınlıkları zaman zaman başına iş açsa da (1990 Dünya Kupası'nda Kamerun'dan yediği gol) dünya futbolunun bu çılgın adamı her zaman saygıyı haketmiştir.
Kariyerinde 41 resmi golü bulunan Rene'nin 'bana göre' en güzel golü için aşağıdaki videoyu tıklayınız:
(videodaki spikerin çığlıkları da es geçilecek gibi değil)
Rene Higuita gibi futbolu seven futbol delileri aynı zamanda endüstrileştikçe sıkıcılaşan futbolun karşısında birer kahramandırlar!
Rene, 2010 yılında muhteşem bir jübileyle futbola veda etmiş olsa da futbolun romantiklerinin asla unutamayacağı bir kişiliktir.
Futbolun en çılgın adamına sevgilerle!
Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en çılgın adamı!
Sadece bir kaleci değil, futbol denen şovun en büyük kahramanlarındandı Rene... O'nun için kalecilik mesleği sıkıcı kalecilik jargonunun çok dışındaydı.O sadece kalecilik yapmak için, rakip forvetlerin gol vuruşlarını savunma çabasında bulunup, kendi savunmasıyla uyum içinde olabilme dürtüsüyle mesleğini icra edecek kadar futbolu basit bir oyun olarak görebilmiş bir karakter değildi..!
Rene için futbol heyecandı...
Oyunun sıradanlığı içinde ayaklarına gelen topla minik şovlar yapıp futbola heyecan katmak onun işiydi ;
Bu çılgınlıkları zaman zaman başına iş açsa da (1990 Dünya Kupası'nda Kamerun'dan yediği gol) dünya futbolunun bu çılgın adamı her zaman saygıyı haketmiştir.
Kariyerinde 41 resmi golü bulunan Rene'nin 'bana göre' en güzel golü için aşağıdaki videoyu tıklayınız:
(videodaki spikerin çığlıkları da es geçilecek gibi değil)
Rene Higuita gibi futbolu seven futbol delileri aynı zamanda endüstrileştikçe sıkıcılaşan futbolun karşısında birer kahramandırlar!
Rene, 2010 yılında muhteşem bir jübileyle futbola veda etmiş olsa da futbolun romantiklerinin asla unutamayacağı bir kişiliktir.
Futbolun en çılgın adamına sevgilerle!
30 Eylül 2010 Perşembe
Tribünde Mağlup Sahada Galip
Buruk sevinçlerin özeti gibidir...
Özellikle karşı tribündekiler ezeli rakibinin destekçileriyse daha da boğazda düğümlenir o galibiyet. Bir taraftar için alınan galibeyette tribünsel anlamda katkı verememek, o galibiyette rol alamamak acının ta kendisidir.
Hezeyandır...
Müşterileşmiş, seyircileşmiş taraftar için böyle bir kaygı elbette yoktur, zaten onların büyük çoğunluğu galibiyet sevincini dahi en fazla sıcak yataklarına postu serene kadar sürdürürler. Ezeli rakibin tribünleri seni kendi sahanda esir almıştır gibi durumlardan hiç rahatsız olmaz, kaldı ki bunun farkında bile değildir, o sadece galibiyet isteyendir, kısa mutluluklar peşindedir.
Ancak taraftardır hem sevinci hem hüznü ayrıntısına kadar yaşayabilen ve hisseden...
Endüstrileştikçe bu futbol dediğimiz şey , bu gibi kaygılardan kendini sıyırmış seyirci profillerine teslim oluyor malumunuz ! Oysa bazen ne de güzeldir galibiyete buruk bir sevinçle sarılmak...
Ne de güzeldir tribünde kaygılı olmak!
"Ya bugün tribün gününde değilse, ya bugün deplasman tarafı bizi esir alırsa" endişesini yaşamak...
Evet bu kaygılar bile anlamlı , güzel ve çekicidir tribüncü ruhlar için.
29 Eylül 2010 Çarşamba
Meşale Sönmeden Rakip Tribüne Atılmalıdır
Rakip tribünün en kümeleştiği noktaya atıldığında verdiği ziyan ve heyecan çok daha maksimum boyutlara ulaşacaktır. Bir de mümkünse konfetileri de ziyan etmeden söz konusu olay mahalline ulaştırabilirseniz tutuşmalarına yardımcı olabilir.
Şaka şaka!
Deneme blog yazısı...
Gökhan Tuygun.
Şaka şaka!
Deneme blog yazısı...
Gökhan Tuygun.

